in

Ayasofya üç-beş batıcının ihtirasına feda edilemez?

1963’ün yazıydı. İstanbul’a ilk defa gidiyorum. Bir Anadolu gencinin hayalindeki İstanbul ile günün yaşanan İstanbul’u birbiriyle örtüşecek miydi? Gençliğimin uçarı tutklarından ziyade, ideallerinin beslediği bir şehir tablosunun peşindeydim. Sabahın erken saatlerinde şehre girdim. Biraz yol yorgunluğunu bir parkta dinlenerek attıktan sonra, minarelerinden fark ettiğim Sultanahmet’e doğru yürüdüm. Birden karşıma Ayasofya çıkıverdi. Yanıbaşındaki Süleymaniye’ye gittim, önce bir ‘tahiyyetü mescit’ namazı kıldım. Sonra çıkıp Ayasofya’nın önüne geldim. Vakit öğleye yakındı, hava sıcak ve şehir bir koşuşturma telaşı içindeydi. Benim telaşım ise daha farklıydı. Gün Pazartesiydi, burası kapalıydı ancak benim bunu dikkate alacak halim yoktu, hemen yürüdüm Ayasofya’nın kapısından içeri daldım. Bir adam telaşla bağırarak geldi:
‘Hey genç, sen ne yapıyorsun, çık oradan!”
“Bir şey yaptığım yok, ziyarete geldim.”
“Kapalı görmüyor musun?”
“Görüyorum, ama bir şekilde içeri girip göreceğim.”
“Çık kardeşim, başımı belaya sokma benim!”
“Beyim hiddetlenmene gerek yok, beni buraya sahibi davet etti.”
“Kim buranın sahibi?”
“Burasını fetheden atam!”
Adam durdu, yüzüme baktı; ‘lahavle’ diyerek gelip elimden tuttu:
‘Bak delikanlı, senin merakını anlıyorum. Ancak burasını kapatanlar, onu Fatih atamızın elinden de aldılar. Burası yıllardır cami değil, müze. Öyle ulu orta camiye dalar gibi buraya girmene izin vermiyorlar. Git derdini onlara anlat.”
Adamı zor durumda bırakma hakkım yoktu, çıktım dışarı.
O yıllarda bu heyecan, bir gençlik tutkusu muydu? Pek sanmıyorum. Bize telkin edilenlerle, ülkenin bütünlüğünün kendi içinden zedelenmemesi gerektiğini öğretilmişti.

Batılının vesayetindeki köleliğe talip olan kör bir zihniyetin sahte belgelerle Atatürk’ün imzasını da taklit ederek, burasını cami statüsünden çıkarıp müze yapanların tarih ve kültür düşmanlığının sızısı sürekli içimdedir. Fatih Sultan Mehmet’in; o Genç Deha’nın idealinden taşan coşkuyla cami yaptığı bir eseri, bir sessiz ve derin yalnızlığına mahkum edenler, onu ruhaniyetinden uzaklaştırarak 1935 yılında hiçbir ciddi gerekçe olmadan müze yapması sürekli incitmişti beni.
Umarım bu büyük haksızlık artık giderilecektir. Çünkü yapılan anketlere bakılırsa, halkımızın yüzde 89,4’ü burasının tekrar cami olmasını istemektedir. Halkın kararı üç-beş Batıcının ihtirasına feda edilemez.edilmemelidir!

Analiz; Muhsin İlyas Subaşı

What do you think?

Written by Derin Millet

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Loading…

0

Türkiye Kuzey Kıbrıs’a Neden Yaranamıyor?

YALNIZ KURT ve ASİL TÜRKİYE