içinde , , , , ,

Dünya medyasında “Libya” Analiz?

Dünya medyasında “Libya” denilince görünen o ki, ateş bacayı sarmış… Korku dağları esir almış. Dolduruşa mı geliyoruz acaba diye düşündüğüm olsa da… Hayır, bunlar hep hesap kitap ile oluyor. Dün bir bataklığa sürüklendiğimiz söylenirken, bugün şunlar söyleniyor…

La Rebuplica:
“Erdoğan, Libya’nın patronu. Libya’da Türkiye galip.”

Ajans France Press:
” Hafter her an sürecin dışına atılabilir, Erdoğan böyle diyor.”

Al Jazeera:
“Erdoğan, Libya konusunda ABD ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı.”

Middle East Eye – Londra:
“Türkiye’nin Libya ile ilgili olarak ABD ile bazı konularda anlaşma yaptığını açıkladı.”

Jarusalem Post:
“ABD’nin politikalarını eleştirmesine rağmen Erdoğan ve Trump’ın Libya’da yeni bir mutabakat sürecine dair konuşmaları dikkat çekti.”

ORF – Hindistan:
“Türkiye’nin ağırlığı on yıldır şiddetin pençesindeki Libya’da iç savaşı bitirebilir.”

DHA:
“ABD’nin eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza ise, ‘Türkiye artık Libya’da söz sahibi, hakim güç Türkiye’de bana göre yaptığı işlerle övülmeye layık bir ülke olduğu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bu haberlerin özeti şu; yeni bir dünya kuruluyor. Bilgilerin dahası da var…

Kimileri diyor ki; Libya sahasında Türkiye-Rusya ilişkilerinin mevcut haliyle sürdürülebilir olup olmadığı sorusunun cevabı yoktur…

Yanlış.

Bu ilişki Suriye’de sürdü ise her yerde sürer. Hem Rusya Ankara Büyükelçisi daha yeni açıkladı:
” Silahlarla doğrudan ilişkimiz yok ve sadece Hafter ile değil, Serrac ile de görüşüyoruz.”

Herkes duruma göre pozisyon alıyor, hamleye karşı yeni bir hamle gerçekleştiriyor. Doğru söylediklerine inanmıyorum ama gelecekleri çizgi bu.

İsrail’in Ankara Maslahatgüzarı Gilad’ın açıklamaları da ilginç. Küresel sermayenin hareketini temsil edeceği için ayrıca önemli… Gilad ile Enerji Bakanlığı yetkilileri arasında İsrail doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması konusunda pazarlıklar yapılıyor. Yani Doğu Akdeniz’deki deniz altından yapılması planlanan Yunanistan tarafının isteği olan boru hattı baypas ediliyor. Zaten maliyetinden dolayı imkansıza yakın bir projeydi.

Şunu da bilmekte fayda var… İsrail’de, Erdoğan iktidarının silah ve militan akışıyla müdahale ettiği Libya ve Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı mücadelesinde iki ülkenin birlikte hareket edebilme potansiyeli konuşuluyor.

Bu konunun gerçekliğine şöyle bakmak da mümkün… Fransa, Mısır, BAE, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın 11 Mayıs’ta Türkiye’nin Kıbrıs açıklarındaki sondaj çalışmalarını ve Libya savaşına müdahalesini kınadıkları açıklamaya İsrail, katılmaktan son anda vazgeçti.

İsrail’in bu güçlerin dışında kalması ve ayrıca BM’deki Daimi Temsilcisi’nin İran’ı, Libya’da Erdoğan iktidarının desteklediği Serrac hükümetinin karşısında yer alan Hafter’e gelişmiş silahlar gönderip silah ambargosunu delmekle suçlaması, Türkiye’deki iktidar ile uzlaşma zeminini arayan adımların yanında küresel sermayenin yaklaşımı olarak da değerlendirilebilir.

Dünya medyasındaki bu gerçekliği kabul etme durumunun bana göre en ilginç tespiti ise, Fransız AFP’den geldi… İçimizdeki Fransızların değil sadece, bizim bile farkında olamadığımız bir gerçekliğin tespitiydi bu…

Şöyle diyor:
“Türkiye, dünyanın her tarafından militan toplayabiliyor. Suriye’de Kürtlere karşı Kürtleri bile organize etti. Arap militanların büyük çoğunluğu Türkiye’nin kontrolünde. Suriye’den Libya’ya sevk ettiği militanlar bunun işareti. Zaten güçlü bir ordusu var. Önümüzdeki günlerde bu güce Türki Cumhuriyetler de ilave olacak. SİHA teknolojisi ile ABD’den aşağı kalır yanı yok. Tedarik edeceği asker sayısı ise Çin’in çok çok üstünde.”

VİDEO ANALİZE BİR GÖZ ATIP YAZIMIZA ÖYLE DEVAM EDELİM

ARAP ÜLKELERİN’DE BİR TÜRKİYE ÇEKİNMESİ HER ZAMAN OLMUŞTUR. TÜRKLER ARAP ÜLKELERİNE VE İSLAM DEVLETLERİNE TARİH BOYUNCA ÖNDERLİK ETMİŞTİR. GELİN BUGÜN LİBYA, MISIR VE DOĞU AKDENİZ’İ MERKEZE ALARAK BİR SEYAHAT GERÇEKLEŞTİRELİM.

Bir Afrika atasözü vardır:
“Bataklıkta timsahın öldüğünü önce kurbağalar haber verir.”

Evet, tek dişi kalmış canavar, ölüm döşeğinde… Ya biz? Hala o hastanın artıkları ile mi talim etme peşindeyiz?

Evet, tek dişi kalmış canavar, ölüm döşeğinde… Ya biz? Hala o hastanın artıkları ile mi talim etme peşindeyiz?

Batı kendiliğinden ölmese, bizim bir karar vereceğimiz yoktu belki de.

  • Tamam da niye böyle?
  • Başka yolu yok mu?
  • Yüzlerce yıl niye boşuna geçti?

Teknoloji ile desteklenmeyen bir ordunun gücü saman alevi gibidir. Ekonomi ile desteklenmeyen ordunun da morali olmaz.

Türk Milletinin tarih yazdığı günlerdeki savaşları daha çok akıllı olan kazanmıyordu. Mesela, at üstünde dakikada 20 ok atmak gibi bir beceriye sahip bir ordu düşünün… Atilla, Cengiz imparatorluklarının tek gücü buydu. Selçuklu bunu ekonomi ve Nizamiye Medreseleri ile destekledi biraz daha uzun yaşadı. Osmanlı bu savaş gücüne topu geliştirerek ilave etti.

Sonra… Tüfek icad oldu. Ve mertlik filan bozulmadı. Bizdik asıl bozulan. Geliştirmemiştik kendimizi.

Daha sonra atom bombaları, hidrojen bombaları, jetler ve insansız silahlar icad edildi.

Tam oralarda bir yere kanca atıp, savaş teknolojisini yakalamayı becerdik. Hatta en önlerde yer aldık.

Sofra kurtlar sofrası ise, fırsat sadece ordusunun karnı tok ve güçlü olan devletlerin önüne serilir. Şu anda yaşadığımız bu… Libya’da hak edişimiz olan alacaklarımızı ve daha fazlasını silah gücü olmasa elde etme ihtimalimiz yoktu.

Bu güç de ancak, ekonomik refah ve sosyal adalet ile devam edebilir.

Adalet ise sadece devletin görevi değildir. Bozuk bir toplumdan adil bir yönetim çıkmaz. Haksızlığa karşı olan mücadele toplumun ruhunda başlamadan devlette başarılı olmaz.

Halkta Ahilik ruhu olmasaydı, Osmanlı başarılı olamazdı. O ruh gidince Osmanlı eridi. Bu durum hepimizin gözü önünde gerçekleşen bir tarihi gerçek… Fiyatta hile yapanı, stokçuyu, fırsatçıyı, helale haram katanı önce toplum kendi ruhundan temizlemelidir. Birine iftira atıldığında susan, emanete ihanet edildiğinde sessiz kalan bir toplum sadece şerefsizliğe layıktır. Münafıklık, İslami literatürde en aşağılık seviyedir.

Gurur duyuyoruz. Ülkemizin başarıları işe göğsümüzü bir bayrak gibi kıpır kıpır heyecanlandırıyor… Peki devam edecek mi? Bu manzaranın devamı için kendimize sormamız gereken sorular var…

Layık mıyız buna? Haksızlığa karşı durma irademiz var mı? Yoksa ne birlik olmak mümkündür ne de zerre kadar güzel gün hakkımızdır?

Video Analiz; Akıncılar

Makale Analiz; Gündüz Demirhan

Ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Kur’an-ı Kerim’de Geçen Ayet ve Amerika’nın ÇÖKÜŞÜ!

Lübnan’da neler oluyor