DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ !

Davutoğlu ” öğerencilik yıllarımda öncüsü olduğum eylemler dönemide ben bu 12 Eylul darbe Abayasasına tümüyle karşıydım ”
Şimdi karşı değilmiymiş yani. Tabi sayın Davutoğlu hangi öğrenci eyleminin lideri imiş, gerçekten merak ettim.
Davutoğlu soruyor ” darbe kalıntısı hangi yasalar varmış, sayın Erdoğan söylesin lütfen ” diyor. Yani yokmuymuş darbe kalıntısı yasalar ?
Doğrusunu isterseniz hiç bir şey anlayamadım.


Karamollaoğlu ise, önce mevcut yasalara uyulsun, ben bu insan hakları ve anayasa değişikliği önerisini üzerinde konuşulacak değerde gurmüyorum ” diyor.
İlahi Mollaoğlu, mesela Anayasa mahkemesinin bu ülkenin en çok oyunu almış partisini kapatmaya cüret ettiğini unutmuş olamazsınız değil mi.
O ve benzeri kararlara da göbek ata ata uymakmı lazımmış yani ?

Peki muhalefet konuşmayacakmı, oturup hiç bir iş yapmadan ve söylemeden seçimlerin gelmesini mi bekleyecek.
Elbetteki hayır, hatta muhalefetin hem iktidardan daha çok söyleyecekleri, hem de yapacakları çok işler var bence. Hem iç politikada, hem de dış politikada.
Mesela yürek yakan bir haldir işsizlik.
İşsiz, gelirsiz insanın durumunun kelimelerle izahı mümkün değildir diyebilirim.
Ama gün yirmidört saat işsiz var, işsiz var diye bağırmanın ne yararı olabilir ki. Bu memlekette felaket derecede işsizin olduğunu bilmeyenmi var.
Demek ki işsiz var diye bağırmanın dışında bu işsizlik sorununun nasıl çözüleceğine dair çözümler önermek ve bu meselenin nasıl bir politikayla ortadan kaldırılacağının yollarını göstermek gerek.
Devlet fabrika açmalı önerisi oldum olası söylenen sözdür. Ancak kamu iktisadi teşebbüslerine hız verilmesi görüşünün bu işsizlik sorununu çözeceğine dair görüşlerin sorunu çözemeyeceğini tüm dünya kabul etmiş durumdadır. Kısmen işsizliği çözse bile kökünden halledemeyeceği açıktır.
Gelişmiş batı toplumlarındaki işçi ihtiyacının büyük sorun olmasının nedeni, üretim ve sömürülen geniş pazarlar olduğu meydanda. Demek ki yatırım ve pazar sorunu vardır Türkiye’nin.
Babacanın ” Ben yönetime gelirsemj kıredi olanağı açılır ” söylemi tümüyle gerçlek dışıdır. Koca bir ülkeye güvenmeyecekler ama Babacana güvenecekler ve kıredi musluklarını açacaklar öyloemi. Şahsen utanmak gerekir bu gibi söylemlerden tümüyle ” ben batı sermayesinin adamıyım ” demekten başka bir anlamı olmayan bu tür söylemler bir utanç söylemidir. Türkiye bu tür söylemlerin temsilcilerini chp veimf nin kurtarıcı olarak türkiyeye gelen dünya merkez bankası sorumlusu yani Kemal Derviş’leri unutmadı ki.
Efendim hukuk vesayetten kurtulursa ekonomi düzelirmiş, bunun için de her kes aklına geleni söylemeliymiş. Şahsen bu tür söylemleri hiç ciddiye almadığımı söyleyip geçeyim. Çünkü sermayenin diktatörlükle idare edilen ülkelerle ilişkisi ortada zaten.
Epidemi ve epidemiye karşı mücadele en önemli sorunların başında geliyor. Bu iktidarın Epidemiye karşı tüm başarılı mücadelesi açık seçik ortadayken ” beş maskeyi dağıtamadılar ” çaputunu çliğnemenin muhalefet olduğunu söylemek gerçekten çok ahmakça olur.
Neyse uzatmayayım. Muhalefet olarak yıllarca bu çaputları çiğnemenin muhalefeti eşşeğin kuyruğu gibi ne uzatıp, ne de kısalttığı ortadayken, laf ebeliğiyle örtüleceğini sanmak ahmaklık değil de nedir Allah aşkına …

Analiz: Mustafa SATIŞ

Exit mobile version
Araç çubuğuna atla