Yaşam

İkna genellikle kaba kuvvetten daha etkilidir?

Hikaye Öne Çıkanlar
  • Atalarımız ne güzel işler yapmışlar mesela
  • Hanımlarımızın el işi dantelleri, örgüleri kendi ince ruhlarının duygudan ele yansıyan cazibeli örnekler
  • Türkülerimiz, kavalımız, davul-zurna bizim geleneksel musikimizin insan ruhunu besleyen, onu hüznünden sevincine kadar etkileyen bir fark


Hayat bir bütündür, ona bir cepheden bakılmamalıdır. Ne var ki, bizim toplumumuz bu sosyal realiteden uzakta kaldı ve hayatı sadece inandığının çerçevesi içerisine çekerek yarım insan tipiyle çıktı ortaya.

Hâlbuki eşya boşluk kabul etmez. İnsanlar hayata gelirken, yaşadıkları ortamın bir parçası, daha doğrusu insan olabilmenin imtiyazı içerisinde, duygusal donanımlarının da karşılık bulması ihtiyacını karşılamak için bir çaba içerisinde olmalıdır. Sizin açık bıraktığınız alanları bir başkası mutlaka doldurur. Nitekim öyle oldu, bugün milletin değerlerine karşı olanların önemli bir kısmı hep o boşluğu dolduran çakıl taşlarıdır.

Bakın mesela, hayatımızda olmazsa olmaz olarak görülen sinema, tiyatro, resim, musiki cephesinde çok ciddi kırılmaların yaşandığı alanlardır.

Muhafazakârlık adına bu tür alanlara sırtını dönenler, içlerindeki gizli talebi yenebilmişler midir? Sanmıyorum, yenilmiş olsaydı, inandığını sanan insanların başkalarına kaptırdığı bu sahada koşturanlar servet sahibi olamazlardı.

Hayat çok renklidir. Onu siyah-beyaz gibi görmek bu iki renk tonu arasındaki nüanslarını dikkate almamak bizi bütünlüğe taşımamaktadır.

Atalarımız ne güzel işler yapmışlar mesela; onların halı ve kilimlere giydirdiği renk ve desenler bizim resim sanatımızın ölmez örnekleri değil midir?

Hanımlarımızın el işi dantelleri, örgüleri kendi ince ruhlarının duygudan ele yansıyan cazibeli örnekleri değil miydi?

Köy ortaoyunları tiyatronun sokağa indirilmiş hali olamaz mı?

Türkülerimiz, kavalımız, davul-zurna bizim geleneksel musikimizin insan ruhunu besleyen, onu hüznünden sevincine kadar etkileyen bir farklı dünyamızın dili değil midir? Bunları meydandan salonlara taşıdık. Mahiyetlerini bozduk, bizden, biz olmaktan çıkardık ve bir zümrenin beslendiği ve beslediği alana dönüştürdük. Güreşimiz vardı, cirit oyunuz vardı, at yarışlarımız vardı, bunları hayatı bütünlüğünden çıkarıp yarım hale getirdik.

Kalkınmış ülke olmanın tek yolu, insanımızın hayatı bütünüyle değerlendirecek erdeme ulaştırmak olmalıdır. Hepimiz bu alandaki eksikliklerimizi sorgulayarak yeni bir bakış açısı ve tavır belirleyebilirsek, sanırım zamanı lehimize çevirebiliriz.

Temennimiz bu olsun istiyorum.

Kaynak; Muhsin İlyas Subaşı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu