içinde ,

İSRAİL KIVRANIYOR…?

TÜRKİYE-LİBYA arasında imzalanan “Münhasır Ekonomik Bölge” (MEB) anlaşması, sadece Yunanistan ve GKRY‘nin değil, İsrail ve Mısır’ın da bellerini büktü.

Bu anlaşma ile İsrail, kendi deniz sahasından istihsal edeceği doğalgaz ve (muhtemelen) petrolü, “uygun fiyat” ile Avrupa ülkelerine taşımak için, TÜRKİYE ile mutlaka anlaşma yapmak mecburiyetinde.

İsrail ilk zamanlar, TÜRKİYE‘yi korkutmak ve “geri çekilmeye zorlamak” için, Yunanistan, GKRY, Mısır, Lübnan, S. Arabistan ve B.A.E.‘den oluşan bir ittifak kurdu. Bu ittifaka Fransa da destek verdi. ABD, Rusya ve İngiltere, bu gelişmeye “sessiz destek” verdiler.

TÜRKİYE‘yi, geri çekilmeye zorlamak için de, LİBYA ve SURİYE‘de yeni atraksiyonlar yaptılar. Fakat Türk Liderliği‘nin, poker tabiri ile “rest’inizi görüyorum, 3 pot daha” şeklindeki kararlı tavrı karşısında, ne yapacaklarını şaşırdılar. İtalya’nın da Türkiye ile yakınlaşması ve İtalyan ENI petol şirketinin, bölgeden ayrılması, morallerini çok bozdu.

TÜRKİYE bununla da kalmadı, sahillerimizden LİBYA’ya kadar olan ve takriben 2000 kilometre uzunluğundaki çok büyük bir bölgede navteks ilan ederek, geniş kapsamlı hava ve deniz tatbikatları yaptı. Bu tatbikatlarda BARIŞ KARTALI (HEIK : Havadan Erken Ihbar ve Kontrol ) uçaklarımızdan birisinin (ki, bu uçaklarımızın Elektronik Harp yapma kaabiliyetleri de vardır ) ve tanker uçaklarımızın da kullanılmış olmaları, hem TÜRKİYE’nin kararlılığını, hem harp teknolojisinde ulaştığımız noktayı, hem kahraman ordumuzun üstün muharebe kaabiliyetini, hasımlarımıza gayet net olarak gösterdi ve onların bütün cesaretlerini de kırdı.

Karşımızdaki ülkelerin kara, hava ve deniz kuvvetlerini topladığımız zaman, bilhassa hava ve deniz kuvvetlerinin, bizden en az ( 5 ) kat fazla olduklarını da görüyoruz. Teknolojik ekipman açısından da, Fransa ve İsrail’in, oldukça ilerde olduklarını görüyoruz. Peki bu ülkeler, sahip oldukları bu kadar avantaja rağmen, bizimle muharebe sahasında karşılaşmayı niçin göze alamadılar ve şimdi herbiri derin bir sessizliğe gömüldü…? Kıymetli dostlarım, bunun cevabı uzundur ve ayrı bir yazı konusudur; amma şu kadarını arzedeyim: Bizim kışlalarımızın duvarında “Zafer, süngünün ucundadır” yazıları vardır. Süngüyü de her millet kullanamaz; iman ister, yürek ister, bilek ister, şecaat ve cesaret ister, serdengeçtilik/fedailik/delilik ister, şahadet aşkı” ister… Dünyada, ölüme koşan bir insandan daha tehlikeli bir silah yoktur; bizim kahraman ordumuz, “ölüme koşan” yiğitlerden mürekkeptir. İkinci sebep ise, TSK’mizin bilhassa Suriye ve Libya’da gösterdiği üstün başarılar, hasımlarımızın gözlerini kamaştırdı, yüreklerini yardı, dizlerinin bağlarını çözdü. Üçüncü sebep, savunma sanayimizin geldiği muazzam nokta ve üretilen ekipman, silah ve mühimmatin, son derece müessir olması ve kahraman ordumuzun da, bunları son derece mahirane kullanmasıdır. Daha başka sebepler de var; onları da ilerde yine yazarız inşaAllah.

Evet kıymetli dostlarım, bütün bu gelişmelerden sonra İsrail’in, kendisi için bir çıkış noktası arayışı içinde olduğunu görüyoruz. TÜRKİYE’nin aleyhinde yeni filmler çevirmeye ve yeni tezgahlar kurmaya devam etmekle beraber, bir taraftan da, TÜRKİYE ile diyalog kanalları açmaya çalıştıkları, gözlerden kaçmıyor. TÜRKİYE’nin de, karşısındaki ittifakı parçalamak için, “her ülke ile diyaloğa hazırız” mesajini açıkça vermiş olması, İsrail üzerinde epeyce müessir oldu ; hemen yeşillenmeye başladılar.

Kanaatimce, İsrail ile yapılacak bir MEB anlaşması ile, onların bölgesinden çıkacak ham petrol ve doğalgazın, bizim güzergâhımızdan Avrupa’ya taşınması hususunda yapılacak bir anlaşma, hem karşımızdaki ittifakın tamamen dağılmasını, hem de İsrail’in nakil hattının “elimizde olması” hasebiyle, onlar üzerinde hem ekonomik, hem de siyasi baskı kozu elde etmemizi sağlayacaktır.

İsrail ile bu anlaşmaları yapmak, bizim için hayati ehemmiyette DEĞİLDİR, amma karşı taraf için, epeyce mühimdir. Binaenaleyh, biz bu anlaşmaları yapmadan önce, İsrail’den bazı taahhütler almalı ve bu taahhütleri “resmi anlaşma” hüviyetine sokmalıyız. Mesela Mescid-i Aksa’dan tamamen çekilmelerini, ilhak politikalarına son vermelerini, Filistinliler üzerindeki ablukaları tamamen kaldırmalarını, bizim Gazze’ye yapacağımız yardımları engellememelerini…gibi şeyleri talep etmeli ve bunları kabul etmedikleri takdirde, başka hiçbir anlaşma yapamayacağımızı bildirmeliyiz.

Rabbim kahraman Reisimizin ve yol arkadaşlarının ve kahraman ordumuzun yardımcısı olsun, hep muvaffak ve muzaffer eylesin inşaAllah.

Selam ve dua ile.

Analiz; Rasim Duman.

Ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

KAHRAMAN ORDUMUZA SELAM OLSUN!

Türkiye’nin 600 Yıllık İhtiyacı Burada Yatıyor!