in

KAHRAMAN ORDUMUZA SELAM OLSUN!

Silahlı Kuvvetlerimiz Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı, en çetin askeri harekâtlarını gerçekleştiriyor. Güvenlik uzmanı Mete Yarar doğru söylüyor: “Türk Silahlı Kuvvetleri aynı anda, altı adet Kıbrıs Barış Harekatı icra ediyor”. Üstelik Kıbrıs Rumları gibi kıytırık bir düşmana karşı değil, dünyanın süper güçlerine karşı. Ve mücadelesini başarıyla sürdürüyor.

Ülkemiz tam manasıyla bir ateş çemberinin içinde.
Allah’a şükürler olsun ki,
Cumhurbaşkanımızın dirayeti altında;
Hükumetimiz,
Silahlı Kuvvetlerimiz,
Milli İstihbarat Teşkilatımız başta olmak üzere;
bütün milli kurumlarımız tam bir eşgüdüm içinde gelişen şartlara göre siyaset üretiyorlar,
olayların arkasından sürüklenmiyorlar, tam aksine ön alıyorlar, isabetli,
cesur,
hızlı adımlarla düşmanlarımızı şaşkına çeviriyorlar.

Bilmiyorum farkında mısınız?
Bu başarıda Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sisteminin dinamizmi var.

Allah muhafaza!
Şimdi hantal parlamenter sistem,
Hele bir koalisyon hükumeti,
Ve hele de koalisyonun bir ayağında CHP olsaydı…

İnsan düşünmek dahi istemiyor…

Bir dolu düşman,
kimisi açık, kimisi sinsi ve kimisi de tam bir ikiyüzlülükle devletimizin
etrafında saldırıp duruyorlar.
Çeşitli ittifaklar, çeşitli açık ve gizli planlar yapıyorlar.

Bir tarafta sıcak çatışmalar sürerken, bir başka taraflarda daha büyük sıcak çatışmalar ha çıktı ha çıkacak!

Silahlı Kuvvetlerimiz Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı, en çetin askeri harekâtlarını gerçekleştiriyor. Güvenlik uzmanı Mete Yarar doğru söylüyor:
“Türk Silahlı Kuvvetleri aynı anda, altı adet Kıbrıs Barış Harekatı icra ediyor”.
Üstelik Kıbrıs Rumları gibi kıytırık bir düşmana karşı değil,
dünyanın süper güçlerine karşı.
Ve mücadelesini başarıyla sürdürüyor.
Ve; çok yüksek bir performans ortaya koyuyor.

Yıllarca FETÖ darbesiyle sarsılmış olan Ordumuzun,
almış olduğu hasarı henüz giderebilmiş olmamasına rağmen,
bu kadar başarılı olabileceğini ne dışarıda ne de içeride herhalde hiç kimse beklemiyordu.

Şanlı ordumuz bir yandan, dile kolay 911 Km.lik Suriye, 378 Km.lik Irak sınırlarının her noktasını,
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekâtları bölgelerini kontrol altında tutmakta olup,
İdlip’deki Bahar Kalkanı Harekâtıyla Dünyanın ikinci süper gücü olan Rusya’yı,
yanındaki hempaları olan İran milislerine,
Esed Rejimi güçlerine,
ve Hizbullah’a iyi bir kötek atarak durdurmuş, kilitlemiştir.

Beri tarafta da ABD ile olan mücadelemiz dişe diş devam ediyor.
Bu sözde müttefikimiz emelinden vazgeçmedi.
İsrail’in talimatı;
illaki güneyimizde bir terör devleti kuracaktır.

Yanına Fransa’yı da almış, uzun zamandır çalışıyordu.
Nihayet başarmışlar:
Kuzey Irak Kürtlerini, PKK/PYD’yi ve aslında Suriye Muhalefeti içinde yer alan “Suriye Kürt Ulusal Konseyini” de ayartıp bir Kürt devleti kurma konusunda anlaştırmış.

IKYB adına Başkan Neçirvan Barzani’nin,
PKK/PYD adına Terörist başı Mazlum Kobani’nin
ve 11 adet gruptan oluşan Suriye Kürt Ulusal Konseyi adına da bir temsilcinin masa etrafındaki beraberlikleri televizyon ekranlarında görüldü.

Bu oluşuma devletimizin cevabı çok sert oldu.
Anında “Pençe Kartal Operasyonu”nu ve “Pençe Kaplan Operasyonu”nu başlattı.

Pençe Kartal Operasyonu kapsamında 15 Haziran gecesi Irak’ın kuzeyindeki;
Karacak, Sincar, Zap, Baysan, Haftanin, Kandil gibi PKK’nın yuvalandığı kamplarda önceden koordinatları tespit edilmiş olan 81 hedef etkin bir şekilde vuruldu.
Ertesi gün Pençe Kaplan Operasyonuyla o zorlu arazideki bu kamplar ilk defa olarak karadan işgal altına alınmaya başlandı.

Harekât Fırtına Obüslerinin, Sihaların ve İhaların desteğinde komandolarımız tarafından kararlılıkla sürdürülüyor.

Operasyon çok can yakıcı olmuş olmalı ki,
meşhur fıkradaki gibi,
TSK nereye vurdu, ses nereden geldi!?

Vakt-i zamanında suçlu bir kadını Kadı Efendi falakaya yatırtmış.
Zaptiye değneği kadının tabanına vurunca,
acının tesiriyle çırpınan kadıncağızın eteği açılmış. Zavallı kadının altında bir iç çamaşırı da yokmuş.
Manzara karşısında hayret ve dehşet içinde kalan Kadı Efendi “Aman Rab’bım! Senin hikmetinden haşa sual olmaz! Biz nereye vurduk, neresi yarıldı!?” demiş.

Fıkradaki gibi, TSK PKK’ya vurdu, ses Mısır’dan, Suud’dan, BAE’den, Bahreyn’den ve hatta Kuveyt’ten geldi.

Devletimiz bu hamlesiyle karşı tarafa net bir şekilde “Oraya o devleti kurdurtmam!” mesajını vermiştir.

Dışarıda PKK ve hamilerine karşı bu canhıraş mücadele verilir ve destan yazılırken,
içeride neler oluyor?

Tabiatıyla milletimizin aziz çoğunluğu Silahlı Kuvvetlerimizi dualarla gönülden destekler ve onunla gurur duyarken,
CHP’nin ve yandaşlarının yüreğine iniyor.
CHP’nin sözcüsü çaresiz bir üslupla ve adeta zehir içercesine, “Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin” diye geçiştirdi.

Geçiştirmeye geçiştirdi ama, bakalım HDP’ye bunun hesabını nasıl verecek?
Zaten HDP,
Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşüne kendilerinin verdiği desteğin bedeli olarak,
kendi fiyasko “adalet” yürüyüşüne destek istiyor.

Zavallı CHP!
Bir tarafta PKK’ya karşı Ordumuzun operasyonunu sureta desteklemiş gibi yapmak zorunda kalıyor,
öbür tarafta PKK’ya destek vermesi gerekiyor, ne yapsın?


Devletimizin Ak Denizdeki meydan okuyuşu,
Libya’da Rusya, İsrail, BAE, Suud, Sisi, Fransa gibi bir sürü güçlere karşı tek başına destan yazması,
Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin Libya açıklarında çok sayıda fırkateyn, savaş uçağı ve tanker uçağı ile iki bin Km. mesafede 18 saat süren bir tatbikat yapması,
düşmanlarımızın yüreğini hoplatırken, milletimizin göğsünü kabarttı.

Yalnız CHP buna çok içerledi.
Grup Başkan Vekili olan şahıs “Erdoğan Libya petrolünün peşinde. Buna izin veremeyiz” dedi.

Dünyada bu CHP’liler kadar ve başka insancıklar da var mıdır acaba?


Kahraman Mehmetçiğimizin zaferden zafere koşup dünyaya parmak ısırtması, benim çok eski birkaç anımı hatırlamama sebep oldu.
1972 yahut 73 yılı idi. ABD’nin bir üniversitesinde master yapmaktaydım.
Bir gün bir arkadaş gelip “Yahu sizin yüzünüzden bir ders saatimiz boşa gitti” dedi.
Ben de “Hayrola, ne oldu?” deyince, izah etti.
“Dr. Şhriner Kore’de Komünistlere karşı Türk askerleriyle beraber savaşmış. Hoca bir saat boyunca Türk askerinin kahramanlığını anlattı, ders saati bitti, hocanın anlatması bitmedi. Ama neymiş sizin askerler öyle…”

Bir başka seferde de, Florida’da 8-10 kişilik bir yabancı öğrenci gurubu olarak bir avakado bahçesine götürülmüştük.
İri yarı, biraz da kabadayı tipindeki bahçe sahibi bizimle tek tek tanışırken nereli olduğumuzu da soruyordu.
Sıra bana geldiğinde Türk olduğumu söyleyince adam birden geriye zıpladı ve korkmuş gibi bir tavırla
“Nerede?” dedi.
Hepimiz şaşırdık.
“Ne nerede?” dedim.
“Bıçak, bıçak!” dedi
ve bir taraftan da sağıma soluma dokunarak arama yapar gibi yaptı. Neyse, şakayı bıraktı ve başladı anlatmaya:
“Siz bu Türkleri bilmezsiniz!
Kore’de ben Türk askeriyle beraber savaştım. Bunlar, düşman karşısında korku nedir bilmezler, tüfeklerinde şöyle uzun bir bıçakları vardır, düşmana giderler tık tık tık onlarca düşmanı öldürüp gelirler…”

Sınıfımızda Etopyalı Tadesse adında bir arkadaş vardı. Kahramanlıklarıyla övünür ve “Etopya askeri kahramanlıkta dünyada iki numaradır” derdi.
Tabiatıyla muhatapları da “bir numara kimin askeri?” diye sorunca, “Bir numara tabii Türk askeri” diye cevap verirdi.

Başkan Trump da nerden öğrendiyse, “Türk askeri öğle yemeğine gider gibi savaşa gidiyor” demişti.
Belki Başkan onu, daha önce Irak’ta görev yapmış olan eski Genel Kurmay Başkanı David Petreus’dan öğrenmiştir.
Çünkü Petreus Trump yönetimine hitaben “Türkler, her dediğimizi yaptırdığımız Araplara benzemezler, bunlar savaşta ihtimal hesabı yapmazlar, Suriye’de onların yüzünden bir sürü general harcandı, Suriye’den çekilin, Türklerle baş edemezsiniz, bunları söylemem belki uygun değil ama…” gibi ifadelerde bulunmuştu.


Mehmetçik’in tartışmasız dünyanın en iyi askeri olmasına rağmen, bu her zaman zafer kazanması için yeterli olmamıştır.
Çünkü tek başına kahramanlık yetmiyor, onun yanında teknolojik ve lojistik imkânlarda da çok ileri olmak gerekiyor.
Özellikle zamanımızda teknoloji giderek çok daha fazla önem kazanıyor.
Nitekim İdlip’te ve Libya’daki zaferlerde üstün siha teknolojisinin büyük payı olmuştur.


Olaylar geliştikçe, Türkiye’nin dünyaya meydan okurcasına, cesaret ve kararlılıkla yoluna devam ediyor olması karşısında,
dünya artan bir merak ve çokça da endişeyle,
“Bu Türkler’e ne oluyor, ne yapıyorlar?” diye soruyor.

Ne olacak!? Bozkurtlar diriliyor

What do you think?

Written by Derin Millet

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Loading…

0

ELEKTRİK-ELEKTRONİK ÇAĞI?

İSRAİL KIVRANIYOR…?