içinde

Mart 2011 tarihinden bu yana Suriye’de dehşet hiç durmadı…?

7 milyon insan yerinden yurdundan başka ülkelere göç etti. Yüzde 75’i kadın ve çocuk olan bu insanların yaklaşık 4 milyonu Türkiye’de yaşıyor… Lübnan 1 milyon, Ürdün 660 bin, Irak 250 bin, Mısır 130 bin, Almanya 8 bin, Fransa 5 bin, ABD 3 bin, İsveç 2 bin, Kanada 2 bin, Avusturya 2 bin, İngiltere 120 bin, İtalya 118 bin, Hollanda 90 bin, Norveç 50 bin, Avustralya 35 bin, Belçika 35 bin, Danimarka 16 bin, Yunanistan 16 bin civarında mülteci barındırıyor.

7 milyon insan da ülke içinde göç etti. Kalan her 3 Suriyeliden 2’si yani 13 milyon yardıma muhtaç; bunlardan 5 milyon kadarı açlık sınırında.

Resmi rakamlara göre 800 bin insan öldürüldü. Gerçek rakam sular durulmadan asla belli olmayacak olsa da, aslında Suriye’de ölenler kurtuldu.

Ölümlerin 50 bine yakını sadece çocuklar ve onun iki misli kadarı da savaşla ilgisi olmayan kadınlar.

16 bin kişi işkence ile öldürüldü. Bunlardan şantaj yapmak için kullanılan, 11 binine ait 55 bin kare işkence görüntüsü ülke dışına çıkartılmış durumda.

18 bin kadar kişi başka ülkelere iltica etmek için kaçarken boğularak öldü.

Sağ kalan kadınlardan 30 bin kadarı hapishanelerde her gün sistematik olarak onlarca defa tecavüze uğruyor. DAEŞ ve PYD tecavüzlerinin hesabı ise daha yapılmış değil. Muhalif olan herhangi birinin yakını olan her kadın tecavüz için potansiyel aday durumunda.

Sağ kalan çocuklar annelerine ve ablalarına tecavüz edildiğini seyretmeye mahkum edildi. En basitinden, çırılçıplak tankların önünde yürütüldüler ve savaş meydanına sürülen yüzlerce kız çocuğu hikayesi var.

Ve bütün bu zulümler, sapkın ve uç bir Alevi inancı olan bir mezhep için, Hazreti Ali’yi tanrı, Esed şerefsizini de onun temsilcisi gören Nusayri yönetimi başta kalsın diye, rejimin kendisi başta olmak üzere, İran, Rusya, DAEŞ ve PKK tarafından yapıldı.

Ve tek siyasi zihniyeti Lozan Galiplerinin menfaatini savunmak olan bazıları diyor ki:
“Suriye’nin kuzeyinde TSK’nin ve Türkiye destekli silahlı grupların hakim oldukları bölgelerde Türk Lirası kullanılmaya başlandı. Astana sürecinde Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı vurgusu yapılmasına rağmen sürecin bir parçası olan Türkiye’nin Suriye’de asker bulundurması, kontrol ettiği bölgelerde belediye hizmetleri sağlaması, idari mülkiye amirleri görevlendirmesi, yerel meclislerdeki görevlilerin maaşlarını ödemesi ve bölgeye Türk Lirası sokmasının açıklanmaya muhtaç bir çelişkidir.”

Gündüz Demirhan

Ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Fransa Libya’da Türkiye’ye Neden Karşı.?

Libya’da yeni gelişmeler var…?