in

SELİMİYE EDİRNELİYİ KURTRAMADI MI?

Ayasofya ile birlikte Türkiye’de bir cami tartışması başlatılmış gibi görünüyor. Ben öne ilginç bir tenakuzdan söz edeceğim: Ana muhalefet partisinin lideri ‘Açacaksanız açın, önünüze kesen mi var’ derken zımnen Ayasofya’nın açılışına olumsuz bakmadığını söylüyor.

Öbür taraftan aynı partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, bu açılışa taraftar olmadığını söylüyor. Onun taraftar olmamasını anlarım, çünkü seçildiği günü Yunan Basınında, ‘Bir Rum İstanbul Belediye Başkanı oldu’ şeklinde haberlere rastlanıldı. Soyadı ‘İmamoğlu’ olan birisinin Rum olacağını düşünmüyorum, ancak bu kesime yakınlığını Ayasofya’ya tavrıyla göstermiş oldu.

Bunu da geçelim hadi, bence yıllardır içimde bir yürek sızısı olan başka bir camimiz vardır: Selimiye camiinde ibadet havasından ziyade, turistik şaklabanlıkların kirli ayak izlerini görmek üzücü değil midir?

Yeri gelince, Edirne’ye ‘Serhat Şehri’ deriz, daha ileri giderek, ‘Selimiye’yle, taçlanmış, şereflenmiş, ziynetlenmiş şehir’, deriz. Edirne insanında böyle bir ruhun heyecanı var mıdır acaba?

İstanbul’un yanıbaşında, İstanbul’daki manevi ruhun heyecanından binlerce kilometre uzakta kamış bir şehirde, eğer namaz vakitlerinde bu camiye ibadet için giren insan, sadece turistik amaçlı giren insanların sayısının çok çok altında kalıp manen eziliyorsa, bu cami bu şehri nasıl koruyup kurtaracaktır?

Psikolog Hüseyin Kaçın Kardeşim bu konuda ciddi uyarılarda bulunmuş. Ancak, ben şahsen Edirne insanının bunları anlayacak düzeyde olduğunu pek düşünmüyorum. Bir şehre, orasının insanı değer verir. Hani eskilerin tabiriyle; “Şerefü’l mekân bil mekîn”, dedikleri ‘bir şehrin şerefini artıran orada yaşayanlardır’ terimi vardır.

Edirneli böyle bir şerefin farkında mı bilemiyorum?
Hani burada doğrudan Edirneliyi suçlayıp sorumlu görmek de doğru değildir. Siyasi irade, buradaki Hıristiyan eserlerini ayağa kaldırırken, Yunanistan’da yok edilen bizim eserlerimizin muhasebesini yaparak hareket etmemişse, suçlu sadece bu şehirli değil, bir kör zihniyettir! Halkın ana kusuru ise tepki tavrını göstermemesi olabilir belki de. O da eserini sahiplenme heyecanından uzakta olmanın getirdiği bir nemelazımcılıktır.

Görünen o ki, Selimiye Edirneliyi kurtaramamıştır. Sonuç itibariyle Türkiye bir ucundan kaybediliyor! Bunun sorumlusu böyle bir tehdidin farkında olmayan halkından yöneticisine kadar hepsidir!

Kaynak; Muhsin İlyas Subaşı

What do you think?

Written by Derin Millet

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Loading…

0

YALNIZ KURT ve ASİL TÜRKİYE

Teröre Pençe-Kartal Operasyonu